HZ. MEHDİ ORTAYA ÇIKTIĞINDA ONA YARDIM EDENLERİN SAYISI ÇOK AZ OLACAKTIR

Hz. Mehdi'nin Üstün Ahlakı ve Faaliyetlerinin Benzersizliği Çok Açık Olacağı Halde Onu Destekleyen Çok Az Kişi Olacaktır

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi'nin, Allah korkusu çok güçlü olan, çok üstün ahlaklı bir kimse olacağı bildirilmektedir:

Ahlakı benim ahlakım olan bir evladım çıkacak. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 21)

Mehdi Allah'a karşı son derece boyun eğicidir. Ahlak bakımından Peygambere benzer. (Kıyamet Alametleri, sf. 163)

Ben Mehdi'yi peygamberlerin suhufunda (sahifelerinde) şöyle bulurum: "Mehdi'nin amelinde ne zulüm ne de ayıp yoktur." (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 21)

Hadislerde verilen bu bilgilerden Hz. Mehdi'nin, çevresinde Allah'a olan bağlılığı, ihlası ve üstün ahlakıyla dikkat çeken bir kimse olacağı anlaşılmaktadır. Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi'nin, dinin ve Müslümanların hayrına yönelik olarak çok fazla hizmet eden, çok önemli faaliyetler yürüten bir kimse olacağını bildirmiştir. Normal şartlarda ahlakı Peygamberimiz (sav)'e benzetilen, yalnızca Allah'ın rızasına uyan, tüm insanların dünyada ve ahiretteki kurtuluşu için samimi çaba harcayan, dünyaya huzur, barış, bolluk, bereket getirecek böyle hayırlı ve kıymetli bir insanın etrafında çok sayıda kişi toplanmış olması gerekir. Onun bu ahlakını ve yaptığı hayırlı faaliyetleri açıkça gören Müslümanlara bu kimsenin yanında olmayı ve Hz. Mehdi ile birlikte davranan hak topluluğa destek vermeyi istemeleri; ve onlara yardımcı olabilmek için büyük bir şevk ve heyecan içinde birbirleriyle yarışmaları gerekir. Ancak buna rağmen hadislerde, Müslümanlar arasında da Hz. Mehdi'yi destekleyen insanların sayılarının son derece az olacağına işaret edilmiştir. Bu durum son derece şaşırtıcı ve düşündürücüdür. Demek ki Hz. Mehdi'nin yaşadığı toplumdaki insanlar onun sahip olduğu üstün özellikleri, yürüttüğü hayırlı faaliyetleri açıkça gördükleri halde, yine de Hz. Mehdi ve cemaatini tam olarak fark edemeyeceklerdir.

Hz. Mehdi'nin bu durumu Hz. Yusuf'un hayatıyla büyük benzerlik göstermektedir. Kuran'ın, "(Kuraklık başlayınca) Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler, onu tanımadıkları halde kendisi onları hemen tanıdı." (Yusuf Suresi, 58) ayetiyle, Hz. Yusuf'un kardeşlerinin onu tanıyamadığı, ancak onun, kardeşlerini tanıdığı haber verilmiştir. İşte hadislerin işaretine göre, Hz. Mehdi de, aynı Hz. Yusuf gibi olacak; o insanları görecek ama insanlar onu fark edemeyeceklerdir. Hatta kimileri de tam tersi bir düşünceye kapılacak, ona destek olmaktan kaçınacak, hatta garip görüp uzak duracak ve ona karşı olumsuz bir faaliyet içerisine gireceklerdir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde "halkın büyük kısmının Hz. Mehdi'ye yardımcı olmaktan kaçınacağı" şöyle haber verilmiştir:


Kıyamet ancak, ümmetimden bir taife, insanlara galip olduğu halde kopacaktır. Bu taife ne kendilerine yardımcı olmayanlara ne de yardımcı olanlara bakmayacaklar. (Onların davranışlarına, ehemmiyet vermeyeceklerdir.) 66

Kuşkusuz bu, Allah'ın bir mucizesidir. Peygamberimiz (sav)'in bundan yaklaşık on dört asır önce söylemiş olduğu sözlerinin tam olarak gerçekleşmesi oldukça önemlidir. Hz. Mehdi ve cemaati, tüm dünya insanlarının geleceği için çok önemli ve çok faydalı oldukları halde ilk dönemlerde Müslümanlar arasında bilinmeyecekler ve halktan onlara yardımcı olan olmayacaktır.

Ancak elbette ki bu insanların bir kısmı vicdanlarıyla bu mübarek şahsın üstünlüklerini kavrayacaklardır. Fakat hakkındaki tüm delilleri görmelerine rağmen, kişisel çıkar kaygılarıyla onu tanımazlıktan gelecek, destek olmayacak, uzak durmaya çalışacak ve diğer insanlardan da bu gerçekleri saklayacaklardır. Toplumun genelinin yardımcı olmaması, onların da Hz. Mehdi'yi desteklemekten kaçınmalarına neden olacak, aksinde maddi manevi kayba uğramaktan korkacaklardır.

Hz. Mehdi'nin Yardımcılarının Sayısı 300 Civarında Olacaktır

Hz. Mehdi cemaatinin sayısının 300 kişi civarında olması da yine toplumun büyük bir bölümü tarafından tanınamadıklarını göstermektedir. İnsanları Allah'a iman etmeye davet eden, dine çok büyük hizmetler veren böyle değerli bir insana inananların sayısının bu kadar az olması çok şaşırtıcıdır. Hadislerde Hz. Mehdi'ye çok az kişinin tabi olacağı şöyle bildirilmektedir:

Muhammed b. Hanefi (r.a)'dan rivayet edildi ki: Sayıları Bedir Ashabı (313) kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler. Onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır. 67

Bedir savaşındaki askerler gibi 313 kişinin kumandasını elinde tutarak etrafa meydan okuyacak. Çünkü bu 313 kişi gece abid (çok ibadet eden kimse) gündüz kahraman niteliğini taşımaktadırlar. 68

Aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişilik bir grup oluştururlar. Onlar her zalime galip gelirler. Onların kalpleri demir gibidir ve onlar gündüz arslan, gece de abiddirler. Ne evvelkiler, ne de sonrakiler fedakarlıkta onlara yetişemez. 69

Hz. Mehdi'ye aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişi biat edecektir. 70

Bediüzzaman Said Nursi de sözlerinde bu gerçeği hatırlatmış; ancak sayıları ne kadar az olsa da, Hz. Mehdi cemaatindeki kimselerin her birinin manen çok güçlü olacaklarını belirtmiştir:

Bu vazifenin istinad ettiği (dayandığı) kuvvet ve manevi ordusu yalnız ihlas, sadakat ve tesanüd (dayanışma) sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir (talebelerdir). Ne kadar az olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar. (Emirdağ Lahikası, sf. 259)

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde dikkat çekilen bir diğer husus ise ahir zamanda iman edenlerin ne kadar kıymetli olduğudur. Dinsizliğin tüm dünya üzerinde yayıldığı, ahlaki dejenerasyonun çok büyük bir hız kazandığı ahir zamanda Allah'a iman edenler, din ahlakına göre yaşam sürenler çok büyük zorluklarla ve toplumsal baskılarla karşı karşıya kalacaklardır:

Müminin kabile içindeki oğlaklardan daha az değerli olması kıyametin şart ve alametlerindendir.71

İnsanlar üzerinde öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda dinine karşı sabırlı olan, koru eline alan gibi olacak.72

Hadislerin işaretlerine göre ahir zamanda Müslümanlara yöneltilecek olan bu baskı ortamı, aleyhte yürütülen propagandalar ve atılan iftiralar nedeniyle Hz. Mehdi'ye çok az kişi tabi olacaktır. (En doğrusunu Allah bilir).

Oysa Hz. Mehdi, ahir zamanda ikinci defa dünyaya gelecek olan Hz. İsa'ya, namazında imamlık yapacak olan, çok değerli ve muhterem bir şahıstır. Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

Ümmetimden bir cemaat kıyamet gününe kadar galip olarak hak yolda savaşacaklardır. Hz. İsa inecek ve Müslümanların emiri: "Gel bize namaz kıldır" diyecek. O "Hayır, siz birbirinize emirsiniz. Bu Allah'ın bu ümmete bahşettiği bir şereftir" şeklinde cevap verecektir.73

Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde bu konudan bahsetmiştir:

… Hatta, "Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir, Hz. Mehdi'ye namazda iktida eder (uyar), tabi olur.74

Böyle kıymetli bir şahsın etrafında sayısız insanın bulunması, insanların ona yardımcı olabilmek için büyük bir şevk ve heyecan içinde yarışmaları gerekir. Ancak dönemin ahir zaman olması, uygulamada hak ile batılın yer değiştirmesi, insanların Kuran ahlakından uzaklaşmış olmaları, ahlaki yozlaşmanın çok yüksek boyutlara ulaşması, insanların böyle şerefli bir mümine tabi olmalarını ve onun topluluğuna katılmalarını engelleyecek olabilir.

Hz. Mehdi'nin cemaatinden ayrılanlar da olacaktır

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, sayıca çok az olacak olan Hz. Mehdi cemaatinden ayrılanlar olacağı da bildirilmiştir. Bu da yine Allah'ın büyük bir mucizesidir. Bu kimseler Hz. Mehdi'yi çok yakından tanıdıkları, onun hadislerde bildirilen özelliklere sahip olduğuna ve yalnızca Hz. Mehdi'nin yapabileceği bildirilen faaliyetleri gerçekleştirdiğine yakından şahit oldukları halde onun yanından ayrılacaklardır. Demek ki halkın büyük çoğunluğu gibi, bu kadar yakından tanıma fırsatı elde eden bu insanlar da Hz. Mehdi'yi fark edemeyeceklerdir.

Hadislerde Hz. Mehdi'nin cemaatinden ayrılanlar olacağı şöyle bildirilmektedir:

Mehdi'nin ordusu zaman zaman darbeler yiyecek, zaman zaman o çetin görevi üstlenememek, rahatlık meyli; can, mal, mevki korkusu gibi çeşitli sebeplerle kendisinden ayrılanlar olacaktır... 75

"Ayrılanlar da, muhalifler de ona zarar veremeyecek. O kendisinden ayrılanlara rağmen muzaffer olarak yoluna devam edecektir." 76

Hz. Muaviye b. Kirra (r.a)'dan rivayet edilmiştir:

Ümmetimden bir taife (topluluk) kıyamet kopuncaya kadar yardım görmekte devam eder. Kendilerini terk edenlerin ayrılmaları da onlara bir zarar vermez.77


Ümmetimden bir taife, Allah'ın emri ile hareket etmekte devam eder. Onlar hak üzerinde oldukları halde, kıyamet kopana kadar kendilerini terk eden ve muhalefet eden kimsenin onlara bir zararı dokunmaz... 78

Ancak Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde, bu ayrılan kişilerin Hz. Mehdi cemaati için çok büyük bir hayır ve güzellik olduğu da bildirilmektedir. Bu hak topluluk arasında gizlenen samimiyetsiz kişilerin ortaya çıkmasıyla, Allah'ın izniyle Hz. Mehdi cemaatinin birbirlerine olan bağlılığı daha da artacak, kötülerin ayrılması onları daha da kuvvetlendirecektir.

Kuran ayetlerinde her Müslüman topluluğunun içinde münafık zihniyette kimselerin olacağı bildirilmektedir. Bu kişiler iman edenlerle birlikte hareket eden, onlarla aynı inançlara sahip olduklarını iddia eden, ancak gerçekte samimiyetsiz olan kimselerdir. Allah'ın rızası için yaşayan samimi iman sahiplerinin arasında, sanki onlardan gibi görünerek yaşayan bu kişiler, aslında salih müminlerden değildirler. Allah Kuran'da bu kişilerin durumunu şu şekilde haber vermektedir:

İnsanlardan öyleleri vardır ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" derler; oysa inanmış değillerdir. (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını artırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azab vardır. (Bakara Suresi, 8-10)

Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar. Arada bocalayıp dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla. Allah kimi saptırırsa, artık sen ona yol bulamazsın. (Nisa Suresi, 142-143)

Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün. (Nisa Suresi, 61)

Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vaat etmedi" diyorlardı. Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün." Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı. (Ahzab Suresi, 12-13)

Bu ahlaktaki kişiler tarih boyunca tüm samimi mümin topluluklarının içinde görüldüğü gibi Hz. Mehdi cemaati içinde de bulunacaktır. Hadislerde bildirildiğine göre, Hz. Mehdi'nin cemaatinden ayrılanlar, yıllarca bu toplulukla birlikte hareket etmelerine rağmen daha sonradan kendilerine inkar edenlerin arasında bir yol çizeceklerdir. Müslümanlarla aynı iman ve samimiyette olmayan, Allah'a ve Kuran'a sadakat göstermeyen, Allah korkusu zayıf olan bu kişiler, kendi menfaatleriyle çatışan bir durum olduğunda Hz. Mehdi'nin yanından ayrılabileceklerdir.

Hz. Mehdi'nin ahir zaman gibi zorlu bir dönemde yaptığı hizmetleri, sahip olduğu yüksek ahlakı görmelerine rağmen bu cemaatten ayrılan kişiler olması, toplumdaki bazı insanların da gerçekleri görmesini engelleyecek olabilir. Bu kişiler, Hz. Mehdi'nin yanından ayrıldıktan sonra Hz. Mehdi aleyhinde yalan ve iftiralar yayabilir, pek çok kişinin de Hz. Mehdi'yi takdir edememesine ve hatta yanlış tanımasına neden olabilirler. İnsanların büyük kısmı, münafıkların yalanlarına ve dayanaksız isnatlarına aldanacak ve bu nedenle Hz. Mehdi'ye karşı çekimser davranacak olabilir. (En doğrusunu Allah bilir).

Aslında bu durum ahir zamanın ne kadar şiddetli bir dönem olduğunun anlaşılması açısından da son derece önemlidir. Söz konusu münafıkların, gözlerinin önünde gerçekleşen sayısız alamet ve benzersiz olaya şahitlik etmelerine rağmen Hz. Mehdi'nin yanından ayrılmaları, ahir zamanda Kuran ahlakından ne derece uzaklaşıldığını da göstermektedir. İyiliklerle kötülüklerin, haramlarla helallerin yer değiştirdiği, iyi insanların kötü, kötü insanların iyi olarak tanındığı bu dönemde Hz. Mehdi'yi tanıyanlar arasından bile bu ahlakta insanların çıkması dönemin çok zorlu olduğuna işarettir. Hadislerde ahir zamanda samimi iman etmemiş, Allah'tan gereği gibi korkmayan kimselerin inançlarını kaybedebilecekleri şöyle haber verilmektedir:

Kıyamet, fitneler karanlık gecelerin parçaları gibi zuhur edinceye kadar kopmaz. Kişi, mümin olarak sabahlar, kafir olarak akşamlar. Veya mümin olarak akşamlar, kafir olarak sabahlar. Dünya menfaati karşılığında dinini satar.79

İleride öyle fitneler olacak ki, Cenab-ı Allah'ın ilimle ihya edip koruduğu insanlar hariç, kişi sabahleyin mümin olduğu halde, akşama kafir olacak, dinden çıkacaktır.80

Hz. Mehdi, bu bölümde ele aldığımız tüm bu nedenlerden dolayı insanların büyük bir kısmı tarafından tanınmayacaktır. Ancak Allah'ın takdir ettiği vakit geldiğinde, bu durum tamamen değişecektir. Hz. Mehdi ortaya çıkacak ve tüm insanlar onun Allah'ın ahir zaman için görevlendirdiği mübarek bir kulu olduğunu bileceklerdir. Hadislerde bildirildiğine göre Hz. Mehdi'nin açıkça tanınacağı ve kimsenin onu inkar edemeyeceği bir dönem Allah'ın izniyle muhakkak gelecektir:

Bir adam (Mehdi) semadan ismiyle mutlaka çağırılacak ve delil onu inkar etmeyecek, zelil ona mani olmayacaktır.81

Gökten bir ses gelecek, onu (Hz. Mehdi'yi) ne delil inkar edecek ve ne de delil olmaktan o alıkonacak.82

Onun ismiyle semadan nida olunacak ve hiç kimse onun Mehdiliğini inkar etmeyecektir.83

Semadan bir el uzanacak ve insanlar ona (Hz. Mehdi'ye) bakacak ve göreceklerdir.84

Bu dönemin gelmesiyle, insanların kargaşa, zorluk ve sıkıntı içinde geçirdikleri yıllar son bulacak ve "altın bir çağ" başlayacaktır. Altınçağ'da her çeşit ürün ve mal bolluğu olacaktır. Emniyet ve güven, sosyal adalet, refah, huzur ve saadet bu devrin belli başlı özelliklerinden olacaktır. Hadis-i şeriflerde, bu devirde yeryüzünün barışla dolacağı da müjdelenmektedir. Teknolojik gelişme, ahir zamanın bu devresinde doruğa ulaşacak, insanlar teknolojinin bütün nimetlerinden alabildiğine faydalanacaklardır. Kişiler Altınçağ'da hayatlarından o kadar memnun olacaklar ki, zamanın nasıl geçtiğinin farkına varamayacak, bu güzelliklerden daha fazla yararlanmak için, Allah'tan ömürlerinin uzatılmasını isteyeceklerdir. Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin vesile olmasıyla oluşacak bu güzel dönem, hadislerde şu şekilde haber verilmiştir:

Resulullah buyurdu ki: "Ümmetimin sonunda bir halife gelecek, malı adetle saymayacak, avuçla avuçlayacaktır." 85

… Küçükler keşke ben büyük olsaydım, büyükler de keşke ben küçük olsaydım diye temenni ederler... İyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı bile iyilik yapılır.86

Her tarafta yemek kazanları kaynayacak, misli görülmemiş bir bolluk yaşanacak, mala rağbet olmayacak.87

O zaman ümmetim, iyisi kötüsü hepsi de mislini görmedikleri nimetlerle nimetlenir. Allah onlara, bol yağmur gönderir. Arz nebattan bir şey saklamaz. Mal hakir olur.88

Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Hiçbir kimse arasında bir düşmanlık kalmayacaktır. Ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler muhakkak kaybolup gidecektir.89

İnsanlar arasında sebebleri ortadan kalktığı için kin ve husumete yer vermeyecek...90

66 Sünen-i İbni Mace, cilt 1, s. 19
67 Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57
68 Kıyamet Alametleri, s. 169
69 Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57-68
70 El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 25
71 Kıyamet Alametleri 8. bsk, s. 138
72 Tırmizi; İmam Şarani, Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, s. 413
73 Müslim tahric etmiştir; Fi Zilali’l- Kuran’da Kıyamet ve Alametleri, Ahmed Faiz, 1993, s. 112
74 Şualar, s. 493
75 Ramuzü’l Ehadis, s. 476
(İbni Mace’den)
76 Ramazü’l-Ehadis, s. 487
(Taberani’nin Kebir’inden)
77 Ramuz El-Ehadis, s. 472
(Hz. Muaviye İbni Kırra r.a)
78 Hz. Muaviye, Ramuz-el Ehadis, s. 472
79 Müslim; İmam Şarani, Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, s. 388
80 Taberani, İbn-i Mace, Deylemi; Muhammet Sevgili-Hasan Akdağ, Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 36-37
81 Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 52
82 Kıyamet Alametleri, s. 200
83 El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 47
84 El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 55
85 Sahih-i Müslim, 11/351
86 Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 17
87 El-Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 66
88 Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 16
89 Sahih-i Müslim, 1/136
90 Kıyamet Alametleri, s. 242-243