HZ. İSA VE HZ. MEHDİ'NİN TANINMAMALARINDAKİ HAYIR VE HİKMETLER

azreti İsa ve Hz. Mehdi'nin, tüm açık alametlere rağmen tanınmamalarının hiç şüphesiz pek çok hayrı ve hikmeti vardır. Büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi, ahir zaman şahıslarının herkes tarafından tanınmayacağını ve bunun pek çok hikmeti olduğunu şu sözleri ile ifade etmektedir:

İman ve teklif (sorumluluk), ihtiyar (irade) dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan, perdeli ve derin ve tedkik (araştırma) ve tecrübeye muhtaç olan nazari (düşünce) meseleleri elbette bedihi (açık) olmaz. Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zaruri olmaz. Ta ki Ebu Bekirler a'la-yı illiyyine (yücelerin yücesine) çıksınlar ve Ebu Cehiller esfel-i safiline (aşağıların en aşağısı) düşsünler. İhtiyar (irade) kalmazsa teklif olamaz. Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mucizeler seyrek ve nadir verilir. Hem dar-ı teklifte gözle görünecek olan alamet-i kıyamet (kıyamet alametleri) ve eşrat-ı saat (kıyamet saati), bir kısım müteşabihat-ı Kur'aniye (benzer anlamlı ayetler) gibi kapalı ve tevilli oluyor... Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselam'ın nüzulü (yeryüzüne gelişi) dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam olduğu, nur-u imanın (imanın ışığının) dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. Hatta Deccal ve Süfyan gibi eşhas-ı müdhişe (dehşetli kişiler), kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar.141

Bediüzzaman'ın da açıkladığı gibi, ahir zaman şahıslarının tanınmamasının hikmetlerinden biri, bu durumun imtihanın gereği olmasıdır. Allah dünyayı bir imtihan yeri olarak yaratmıştır ve tüm insanlar hayatları boyunca denemeden geçirilirler. Kıyamet alametlerinin belirmeye başladığı, Hz. İsa'nın yeniden yeryüzüne geldiği, Hz. Mehdi'nin ortaya çıktığı dönemde yaşayan insanlar da, başlarına gelen her olayla denendikleri gibi, bu mübarek şahıslar geldiklerinde gösterdikleri tepkiler ve tavırlarıyla da deneneceklerdir.

Bu durumun imtihanın gereği olması dışındaki hikmetlerinden biri de, bu şekilde Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin inkar edenlerin baskılarından uzak kalmaları olabilir. İlk ortaya çıktıkları dönemde bu mübarek şahısların tanınmamaları, Rabbimiz'in onları korumasının ve onlara olan desteğinin bir tecellisi olabilir. (En doğrusunu Allah bilir). Daha önce de belirtildiği gibi Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin geldiği dönem ahlaki dejenerasyonun çok ciddi boyutlara ulaştığı, inkar edenlerin din ahlakına ve inananlara karşı çok şiddetli bir düşmanlık besledikleri, gizli ve açık yoğun bir faaliyet içinde oldukları, çok çetin bir dönemdir. Böyle bir dönemde insanlardan gizli kalmaları ve tanınmamaları, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin inkar edenlerin saldırılarından korunmalarına vesile olacaktır. (En doğrusunu Allah bilir).

Bu dönem, bu iki kutlu şahsın inkarcı ve müşrik sistemlerle çok büyük bir fikri mücadele yürüttükleri, din ahlakının yayılması için dünya çapında faaliyet yaptıkları bir dönem olacaktır. İnsanların çoğunluğu tarafından tanınmamaları ayrıca, faaliyetlerinin ilk yıllarında onlar için çok büyük bir kolaylık sağlayacak, İslam ahlakının insanlar tarafından kabulünü de hızlandıracaktır. (En doğrusunu Allah bilir).

141 Şualar, s. 579