PARLAYAN YILDIZ MEHDİ

HZ. MEHDİ'NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Hadislerden haber verilen bilgilere göre, Hicri 1400'lü yıllar, Allah'ın izniyle Hz. İsa'nın tekrar yeryüzüne dönüşü, Hz. Mehdi'nin gelişi, Deccal'in çıkması ve Hz. İsa'ya yenilmesi, tüm dünyada insanların kitleler halinde İslam'a yönelmesi gibi büyük olayların gerçekleşeceği olağanüstü bir dönemdir.

Özellikle Hz. Mehdi'nin gelişiyle ilgili hadis-i şeriflerde ve alimlerin açıklamalarında bildirilen çeşitli tarih ve dönemler vardır.

1. Her Yüz Senede Bir Müceddid Gönderilmesi

Müceddid kelimesinin sözlük anlamı "dini canlandıran, yenileyen"dir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyaçlarına göre açıklamak üzere gönderilen bir kişiden söz edilmiştir. Bu kişi aynı zamanda Peygamberimiz (sav)'in varisidir:

Ebu Hüreyre'nin rivayetine göre; Resulullah (sav) şöyle buyurmuş: Gerçekten Aziz ve Celil olan Allah HER YÜZ SENENİN BAŞINDA şu ümmetin dinini bidatten (dine sonradan karışmış batıl uygulamalardan) ayıracak, yenileyecek (ilim sahibi) bir zatı gönderir.
(Sünen-i Ebu Davud, 5/100)

Büyük İslam alimi İmam Rabbani'nin bu konudaki açıklaması ise şöyledir:

HER YÜZ SENE BAŞINDA bu ümmetin uleması arasından BİR MÜCEDDİD GELECEK ve şeriatı ihya edecektir (canlandıracaktır). (Mektubat-ı Rabbani, 1/520)

Bediüzzaman Said Nursi de bu konu hakkında şunları söyler:

Ashâb-ı Kütüb-i Sitte'den İmam-ı Hâkim'in Müstedrek'inde ve Ebu Dâvud'un Kitab-ı Sünen'inde, Beyhaki "Şuab-ı İman"da tahric buyurdular (meydana koydular): "HER YÜZ SENEDE BİR, Cenab-ı Hak bir MÜCEDDİD-İ DİN (dini yenileyen) GÖNDERİYOR... (Barla Lahikası, 119)

Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası'nda Hicri 1200'lü yılların "müceddidi"nin Hazreti Mevlana Halid, olduğunu söyler. Bu açıklamasının devamında, Risale-i Nurlar'ın da Hicri 1300'lü yıllar için bir "müceddid" hükmünde olduğunu şöyle ifade eder:

Madem tam yüz sene sonra, aynen dört cihette tevafuk ederek Risale-i Nur eczaları (bölümleri) aynı vazifeyi görmüş... Kanaat verir ki -nass-ı hadis (hadisin açık ifadesi) ile- Risale-i Nur tecdid-i din (dini yenileme, canlandırma) hususunda bir müceddid hükmündedir. (Barla Lahikası, 121)

Bediüzzaman Hicri 1400'lü yılların "müceddidi"nin ise Hz. Mehdi olacağını açıkça müjdelemiştir:

Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli "lamlar" ve (mim) ikişer sayılsa BUNDAN BİR ASIR SONRA ZULÜMATI DAĞITACAK ZATLAR İSE, Hazreti Mehdi'nin talebeleri olabilir. (Şualar, Birinci Şua, s. 85)

Bediüzzaman, İslam aleminin üzerindeki zulüm ortamının kendisinden "bir asır sonra" ancak Hz. Mehdi vesilesi ile dağıtılacağını söylemiştir. Kendisinden bir sonraki yüzyılda yani Hicri 1400'lü yıllarda Hz. Mehdi'nin yapacağı çalışmalarla, Müslümanların büyük sıkıntılardan kurtulup feraha kavuşacaklarını açıklamıştır.

2. Hz. Mehdi "İkinci Bin"de Gelecektir

Büyük İslam alimi İmam Rabbani, Hz. Mehdi'nin Peygamberimiz (sav)'in vefatından 1000 (bin) sene geçtikten sonra ikinci binin içinde geleceğini bildirmektedir. Bu konuyla ilgili İmam Rabbani'nin pek çok açıklaması mevcuttur:

Kuran hükümlerinin kuvvetlendirilmesi, milleti yenilemesi bu İKİNCİ BİNDEDİR. Bu davanın doğruluğuna adil şahid: Hz. İsa'nın (as) MEHDİ'NİN (ra) BU BİN İÇİNDE VAROLUŞLARIDIR. (Mektubat-ı Rabbani, c.1, s.611)

Resulullah (sav)'in ümmeti arasından çıkanlar pek kamildirler. Yani Resulullah (sav)'in irtihali (vefatı) üzerinden bin sene geçtikten sonra isterse az olsunlar. ARADAN BİN SENE GEÇTİKTEN SONRA, MEHDİ'NİN GELİŞİ DE BUNUN İÇİNDİR. Onun mübarek kudümünü (gelişini), Hatem'ür-rüsül Resulullah (sav) müjdelemiştir. Hz. İsa (as) dahi aradan bin sene geçtikten sonra nüzul edecektir.

(Mektubat-ı Rabbani, c.1, s.440)

Peygamber Efendimiz (sav)'in vefatından bin sene geçtikten sonra ikinci bin yılına girilir. İmam Rabbani'nin yukarıdaki izahlarına göre ikinci bin yıl içerisinde Hz. İsa ve Hz. Mehdi gelecektir.

3. Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi'nin, Hicri 1400'lü Yıllarda Geleceğini Açıkça Haber Vermiştir

Peygamber Efendimiz (sav) bazı hadislerinde Hz. Mehdi'nin geliş tarihi olarak da açıkça 1400 yılını vermiştir. Bu hadislerden biri şöyledir:

İnsanlar 1400 senesinde Mehdi'nin yanında toplanacaklardır. (Risaletül Huruc-ül Mehdi, sf. 108)

Peygamber Efendimiz (sav) hadisleriyle ahir zaman alametleri hakkında bize pek çok bilgi vermiştir. Örneğin Hz. Mehdi'nin çıkışından önce yaşanacak olayları çok detaylı olarak tarif etmiştir. Bu konuyla ilgili olarak Buhari ve Müslim, Ömer bin Hattab ve Huzeyfe'den şöyle rivayet etmişlerdir:

"Resuli Ekrem (ASM)... Bu hutbelerinde, bütün olmuş ve bundan sonra olacak olan hadiseleri haber verdi, onları bize öğretti ve ezberletti." (Buhari, Müslim)

Hz. Huzeyfe bin el-Yeman (ra) da bu konuda şunları söylemiştir:

"Allah'a kasem ederim, Resuli Ekrem (sav) dünyanın sonuna kadar gelecek olan fitneleri ve o fitneleri çıkaran reisleri ta üç yüzden daha fazla kimseleri bize isimleriyle, babalarının isimleriyle ve kabilelerinin isimleriyle haber verdi." (Ebu Davud)

Peygamberimiz (sav)'den bize ulaşan haberlerin birbiri ardına gerçekleşmiş olması ve halen de gerçekleşmeye devam ediyor olması, içinde bulunduğumuz dönemin ahir zaman olduğu konusuna kesinlik getirmektedir. (En doğrusunu Allah bilir)

Nitekim Peygamberimiz (sav)'in, Hz. Mehdi'nin çıkış tarihi olarak hadislerinde açıkça Hicri 1400 tarihini vermesi de bu alametleri bir kez daha teyid etmekte, Hz. Mehdi'nin çıkışının çok yakın olduğunu bize bildirmektedir. (En doğrusunu Allah bilir)

4. Bediüzzaman'a Göre Hz. Mehdi 1400'lü Yıllarda Görev Yapacaktır

Bediüzzaman'ın da, farklı tarihlerde yaptığı açıklamaların hepsinde, Hz. Mehdi'nin geliş zamanı olarak Hicri 1400'lü yılların başlarına işaret edilmiştir. Bediüzzaman bir sözünde, Hz. Mehdi'nin Asr-ı Saadet döneminden 1400 sene sonra çıkacağını şöyle belirtmektedir:

İSTİKBAL-İ DÜNYEVİYEDE (dünyanın geleceğinde) 1400 SENE SONRA GELECEK BİR HAKİKATİ asırlarında karib (yakın) zannetmişler." (Sözler, 318)

Bediüzzaman'ın ifadesinde belirttiği, "sahabe döneminden 1400 sene sonrası" Hicri 1400'lü yılların başlarına, yani Miladi olarak 1979-1980 senelerine denk gelmektedir.

Bediüzzaman, Hicri 1327'de Şam'da Emevi Camii'nde on bin kişiye verdiği hutbesinde, Hicri 1371'den sonraki İslam aleminin geleceğine yönelik izahlar yapmakta, ahir zamandan çeşitli tarihler vererek, beklenen Mehdi'nin mücadele zamanlarına dikkat çekmektedir. Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin göreve başlaması ve inkarcı zihniyeti fikren mağlup etmesi ile ilgili olarak şu tarihleri bildirmektedir:

Ta 1371 senesinden sonraki alem-i İslam'ın mukadderatına (kaderine) nazar eden (göz atan) Hutbe-i Şamiye'deki hakikatler... Evet şimdi olmasa da 30-40 SENE SONRA fen ve hakiki marifet (müsbet ilimler ve sanat, ilim ve fenlerle öğrenilen bilgi) ve medeniyetin mehasini (medeniyetin iyiliklerini) o üç kuvveti tam teçhiz edip, cihazatını verip o dokuz manileri mağlup edip dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını (hakikati araştırma meyli) ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi (insan sevgisini) o dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş, inşaAllah YARIM ASIR SONRA onları darmadağın edecek. (Hutbe-i Şamiye, 25)

Şam'da yaptığı bu konuşmada, Hicri 1371 senesinden sonra yaşanacak gelişmelere dikkat çekerek, Hz. Mehdi'nin göreve başlamasının 1371 tarihinden 30-40 yıl sonra olacağını bildirmiştir. Bu tarih ise Hicri 1401-1411, Miladi olarak da 1980-1990 yılları arasıdır.

Yine aynı konuşmanın devamında Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin, inkarcı fikir sistemini, fen, ilim ve medeniyetin imkanları sayesinde fikren susturacağını haber vermiştir. Bu fikri üstünlüğün tarihi olarak da 1371 tarihinden yarım asır sonrasını bildirmiştir. Bu da Hicri 1421, yani Miladi 2001 senesi demektir.

Bediüzzaman'ın ahir zamanla ilgili bir diğer açıklaması da şöyledir:

YETMİŞ BİRDE FECR-İ SADIK (tan yerinin ağarması, Güneş doğmadan önceki kızıllık, sabah vakti) BAŞLADI veya başlayacak. Eğer bu, fecr-i kazib (sabaha karşı ufukta yayılmaya başlayan birinci kızıllık) de olsa, OTUZ KIRK SENE SONRA FECR-İ SADIK (fecr-i kazibden sonra yayılmaya başlayan ikinci aydınlanma) ÇIKACAK. (Hutbe-i Şamiye, 23)

Bediüzzaman'a göre fecr-i sadık'ın çıkacağı yıllar:
1371 + 30 = 1401 = 1981
1371 + 40 = 1411 = 1991

Bediüzzaman bu izahına göre Hakkın karşısında batılı temsil eden düşünce olan ateizmin ve materyalist felsefenin dağıtılmaya başlamasının 1981-1991 yıllarında, fikren tam anlamıyla susturulup dağıtılmasının ise 2001 yılında olacağına işaret etmiştir. (En doğrusunu Allah bilir)

Bediüzzaman Said Nursi'nin Hz. Mehdi'nin çıkışı hakkındaki bir diğer sözü ise şöyledir:

Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki, herşeyi kendi hesabına aldığı için, faraza hakiki beklenilen ve BİR ASIR SONRA GELECEK O ZAT dahi bu zamanda gelse... (Kastamonu Lahikası, 57)

Bediüzzaman Said Nursi, "hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat" diyerek Hz. Mehdi'nin kendi döneminde henüz gelmediğini bildirmektedir. Ayrıca Müslümanlar tarafından beklendiğini ve kendi yaşadığı devirden bir asır sonra geleceğini de haber vermektedir. Bediüzzaman Hicri 1300'lü yıllarda yaşamıştır. Kendisinden sonra gelecek asır olan Hicri 1400'lü yıllar Hz. Mehdi'nin çıkış zamanıdır.


5. Kuran'da Haber Verilen Ahir Zamanla İlgili Bazı Bilgiler

Kuran, her asra hükmeden bir kitaptır ve ayetlerin birçoğunda birden fazla anlam yüklü olabilmektedir. Kuran'da, Peygamberimiz (sav) döneminde yaşanan olaylar anlatıldığı gibi, ahir zamandaki olaylar da işari olarak haber verilmektedir.

Ayetlerde Peygamberimiz (sav) döneminde müminlerin yaptıkları mücadele, adaletli uygulamalar ve yaşantıları bildirilirken, aynı zamanda tüm asırlara yönelik öğütler de bulunmaktadır.

Her bir ayet, dikkatli okuyanlar için katlanmış anlamlar içermekte, ayetlerde insanların ihtiyaç duydukları herşey açıklanmaktadır.

Bir ayette Kuran'ın bu özelliği "... Biz Kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik." (Nahl Suresi, 89) şeklinde bildirilir.

Pek çok ayette de Kuran'daki örnekler üzerinde düşünmemiz ve onlardan ibretler çıkarmamız öğütlenmektedir. Allah, Kuran ayetleri üzerine düşünmeyi emrettiği ayetlerden birkaçında şöyle buyurmaktadır:

Andolsun, bu Kuran'da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak inkarda ayak direttiler. (İsra Suresi, 89)

Andolsun, Biz bu Kur'an'da, belki öğüt alıp-düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik. (Zümer Suresi, 27)

İslam ahlakının dünyaya hakim olması, Peygamber Efendimiz (sav)'in vefatından sonra kıyamete kadar gerçekleşecek olan ahir zaman alametlerinin en önemlilerinden biridir.

Kuran'da ahir zaman, Hz. Mehdi ve Kuran ahlakının dünyada hakim olması hakkında da pek çok işari manada ayet bulunmaktadır.

Peygamber Efendimiz (sav)'in de, ahir zaman konusuna Kuran'da işaret olduğunu bildiren çeşitli hadisleri vardır. Bunlardan biri şu şekildedir:

Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 29)

Bu hadis, Kuran'da yer alan Hz. Zülkarneyn ve Hz. Süleyman kıssalarını, Hz. Mehdi konusuyla bağlantılı olarak incelememize işaret etmektedir.

Diğer bazı hadislerde de Kehf ve Talut kıssalarında ahir zamana bakan çok önemli işaretler olduğu haber verilmektedir. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:

Ashab-ı Kehf, Hz. Mehdi'nin yardımcıları olacaktır. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 59)

Hz. Mehdi'nin yardımcılarının sayısı Talut ile nehri geçenler kadardır. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)

Peygamber Efendimiz (sav)'in, ahir zaman ve Hz. Mehdi ile ilgili hadislerini Kuran kıssalarıyla bağlantı kurarak anlatması, söylediğimiz meseleye çok kuvvetli bir delil teşkil etmektedir.

Bu bakış açısıyla incelendiğinde Kuran'da İslam ahlakının yeryüzüne hakim olacağı bir dönemin varlığına işaret eden birçok ayet olduğu görülmektedir.

Ayetlerde gerçekleşecek olan olaylarla ilgili işaretlerin yanısıra, bu olayların tarihlerine yönelik işaretler de bulunmaktadır.

Bu tarihler çeşitli hesap yöntemleriyle tespit edilmektedir. Bu yöntemlerin başında ise "ebced hesabı" gelir.

Bu hesap yöntemi, çok eski tarihlere kadar uzanan ve daha henüz Kuran indirilmeden önce kullanımı çok yaygın olan bir yazım şeklidir.

Eski dönemlerden beri, tüm olaylar, harflere rakam değeri verilerek yazılır ve böylece her olayın tarihi de kayda geçilmiş olurdu. Bu tarihler, kullanılan her harfin özel rakam değerlerinin toplanmasıyla elde ediliyordu.

Geçmişte bazı İslam alimleri, ebced yöntemi ile ayetlere bakarak pek çok olayın tarihini önceden tahmin etmişlerdir. Bugün de Kuran'da geçen bazı ayetlere bakıldığında, bu ayetlerin, anlamlarına uygun birtakım tarihlere denk geldiğini görürüz. (En doğrusunu Allah bilir)

Ahir zaman ve Hz. Mehdi konusuna işaret eden ayetler içinde ebced değerleri Hicri 1400'lü yılları veren çok sayıda ayet vardır.

Birazdan bazı ayetlerin içindeki ilgili bölümlerin ebced hesaplarını vereceğiz. Bu ebced hesaplarının sonucu olan tarihler aşağı yukarı belirli bir döneme işaret etmektedir.

Bu tarihler Peygamberimiz (sav)'in bildirdiği ahir zamanın alametlerinin birbiri ardına gerçekleştiği zamana aittir.

Ayetlerde bildirilen gerçekler düşünüldüğünde de, Rabbimiz'in bu ayetlerle ahir zamanda gerçekleşecek olan olaylara yönelik işaretleri bize haber veriyor olması mümkündür. (En doğrusunu Allah bilir)

Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir. (Yunus Suresi, 25)

Bu ayette geçen "...ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir..." cümlesindeki Arapça harflerin ebced değeri Hicri 1422 tarihini vermektedir. Bu tarih Miladi 2001 tarihine denk gelmektedir.

Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)

Bu ayetteki "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi." cümlesindeki arapça harflerin ebced değeri toplamı ise 1420'dir. Hicri 1420 tarihi ise Miladi olarak 1999 tarihine denk gelmektedir. Bu ebced hesabının Hz. Mehdi'nin çıkışına yakın bir döneme dikkat çekiyor olması muhtemeldir. (En doğrusunu Allah bilir).

Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (Saf Suresi, 9)

Allah bu ayetinde dinini tüm dinlere üstün kılacağını, İslam ahlakını dünyaya hakim kılacağını müjdelemektedir. Bu ayette geçen "…onu bütün dinlere karşı üstün kılacaktır…" cümlesinin ebced değeri toplamı 1410 tarihini vermektedir. Bu tarih Miladi 1989 senesine denk gelmektedir. Allah'ın İslam ahlakının hakimiyetini müjdelediği bir ayetin içinden ilgili bir bölümün ebced değerinin Peygamberimiz (sav)'in ve İslam alimlerinin dikkat çektiği Hicri 1400'lü tarihlere dikkat çekmesi, Allah'ın bu vaadinin yaklaştığına dair bir müjde olarak değerlendirilebilir.

Kuran'da, ahir zamanın Hicri 1400'lü yıllarda yaşanacağına işaret eden pek çok ayet vardır. Bu ayetlerden bazıları ve içlerinde geçen bazı cümlelerin ebced değerleri şöyledir:

Andolsun ki Allah, mü'minlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler. (Al-i İmran Suresi, 164)

...Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler...

HİCRİ: 1434 MİLADİ: 2012

O, ümmîler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp-temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler. (Cuma Suresi, 2)

...Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler...

HİCRİ: 1434 MİLADİ: 2012

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir. (Nur Suresi, 35)

...Nur üstüne nurdur. Allah kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir...

HİCRİ:1410 MİLADİ: 1989

...salih amellerde bulunanları 'güç ve iktidar sahibi' kılacak...

HİCRİ: 1434 MİLADİ: 2013

Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine döndürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. (Nisa Suresi, 59)

Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de...

MİLADİ: 1985 HİCRİ: 1405

Elbette Rabbin sana verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın. (Duha Suresi, 5)

Elbette Rabbin sana verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın.

HİCRİ: 1427 MİLADİ: 2007

İşte size böyle... Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli-düzenlerini boşa çıkarıcıdır. (Enfal Suresi, 18)

İşte size böyle... Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli-düzenlerini boşa çıkarıcıdır.

HİCRİ:1440 MİLADİ: 2018

Müşrikler istemese de O dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 33)

...elçisini hidayetle gönderen O'dur.

HİCRİ: 1426 MİLADİ: 2005

Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz, Sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin. (Bakara Suresi, 129)

Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder...

MİLADİ: 1979 HİCRİ: 1400

Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele. Saff Suresi, 13)

...Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih...

HİCRİ: 1402 MİLADİ:1981 (Okunan tenvinler sayıldı)

 

ALLAH'IN VAADİ KESİN BİR GERÇEKTİR

Allah'ın yarattığı kader içerisinde her olayın yeri ve zamanı tüm detaylarıyla belirlenmiştir. Ayette bu gerçek "Her bir haber için kararlaştırılmış bir zaman (müstakar) vardır. Siz de bileceksiniz." (Enam Suresi, 67) şeklinde ifade edilir. Bu süre öylesine kesin ölçülerle belirlenmiştir ki, "ne bir an ertelenebilir, ne de bir an öne alınabilir."

Elbette kıyamet alametleri ve ahir zaman ile ilgili olayların gerçekleşeceği zamanlar da saniyesi saniyesine Allah Katında tespit edilmiştir. Allah'a samimiyetle iman eden müminler kaderi izlediklerinin bilincinde olarak asırlar boyunca kıyamet alametlerinin çıkışını büyük bir merak ve heyecanla gözlemlemişlerdir. Ayet ve hadislerdeki işaretler üzerine derin derin düşünmüşler, ahir zamanın ilk dönemindeki fitne ve belalara karşı hazırlıklı olmaya gayret göstermişler, bununla birlikte Hz. Mehdi'yi görmeyi ve onunla beraber olmayı da yürekten arzu etmişlerdir. Günümüzde de samimi Müslümanlar Kuran'da vaat edilen İslam ahlakının hakimiyetinin gerçekleşmesini, Hz. Mehdi'nin çıkışını ve Allah'ın bu müjdesine vesile olmasını şevk ve heyecanla beklemektedirler.

Allah'ın vaadi kesin bir gerçektir. O'nun vaatlerini değiştirebilecek veya engelleyebilecek hiçbir güç yoktur. Her konuda olduğu gibi, bu aşamada da en hikmetli ve en güzel son söz Kuran'dadır. Allah Kuran'da şöyle buyurmaktadır:

Ve de ki: "Allah'a hamdolsun. O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız..." (Neml Suresi, 93)